Şahıs Firmaları İçin Uzun Dönem Araç Kiralamanın Vergisel Avantajları
Kendi işini yapanlar olarak maliyetleri minimize etmek her zaman önceliklerden birisi oluyor. Özellikle şahıs firması iseniz, geliriniz üzerinden ödeyeceğiniz vergi miktarını azaltmanın yollarını aramanız son derece doğal. Bu noktada uzun dönem araç kiralamak, hem işinizi kolaylaştıran hem de vergi yükünüzü azaltan etkili bir yöntem olabilir. Peki, araç kiralamanın vergisel avantajları nelerdir? Gelin, detaylara birlikte bakalım.
1. Kira Giderinin Vergi Matrahından Düşülebilmesi
Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/5. maddesi gereğince, iş için kiralanan araçların kira giderleri, işletme gideri olarak kabul edilir.
Ancak burada 2025 yılı için önemli bir sınırlama bulunmaktadır:
317 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’ne göre, 2025 yılı için binek araç kiralamalarında aylık gider olarak dikkate alınabilecek maksimum kira tutarı 37.000 TL (KDV hariç) ile sınırlandırılmıştır.
Bu kapsamda, şahıs firmaları, uzun dönem araç kiralamaları durumunda her ay ödedikleri kira bedelinin 37.000 TL’ye kadar olan kısmını doğrudan vergi matrahından düşebilirler. Bu da yıl sonu gelir vergisi hesaplamasında önemli bir avantaj sağlar. Bu tutar, her yıl artarak değişmektedir.
2. KDV İndirimi İmkanı
Uzun dönem araç kiralama faturalarında yer alan KDV tutarı, işletmenin indirilebilir KDV’si kapsamında değerlendirilir.
Bu durum, özellikle şahıs firmaları için önemli bir maliyet avantajı sunmaktadır.
Satın alma durumunda ise, binek araçlarda ödenen KDV genellikle indirim konusu yapılamaz, maliyet unsuru olarak dikkate alınır.
Kiralamada ise her ay ödenen kira bedeline ait KDV, beyan döneminde indirim konusu yapılabilir. Burada kanunen belirlenen sınırın aşılmaması gerekir.
3. Amortisman Yükümlülüğü Olmaması
Satın alınan araçlarda, aracın maliyeti doğrudan gider olarak yazılamaz. Bunun yerine, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca amortisman yöntemiyle belirli yıllara yayılır. Bu da her yıl sınırlı bir tutarın gider yazılabileceği anlamına gelir.
Uzun dönem kiralamada ise böyle bir durum söz konusu değildir.
Ödenen kira bedelleri, ilgili dönemde doğrudan gider olarak muhasebeleştirilir.
Bu da özellikle kısa vadeli vergi avantajı sağlamak isteyen firmalar için önemli bir tercih sebebidir.
4. Araçla İlgili Diğer Giderlerin İndirimi
Kira bedelinin yanı sıra, kiralanan araçlarla ilgili oluşan diğer giderlerin %70’i gider olarak gösterilebilir ve (işle ilgili olmak kaydıyla) vergi matrahından indirilebilir.
Bunlar arasında:
- Yakıt giderleri
- Otopark
- Köprü, Otoyol
- HGS, OGS
gibi kalemler yer alır.
5. ÖTV ve Diğer Maliyet Yüklerinden Kaçınma
Araç satın alındığında, yüksek ÖTV ve KDV tutarları, aracın maliyetinin önemli bir kısmını oluşturur.
Uzun dönem kiralamada ise bu vergiler, kiralama şirketi tarafından üstlenilen maliyetler arasındadır.
İşletme olarak sadece kira bedeli üzerinden vergisel işlem yapmanız yeterlidir.
Bu durum, özellikle yüksek ÖTV diliminde yer alan araçlar için, şahıs firmalarına önemli bir nakit akışı avantajı sağlar.
6. Satış Sonrası Vergi Yükümlülüğü Bulunmaması
Satın alınan araçlar, ilerleyen yıllarda satışa konu olduğunda, satış bedeli üzerinden vergiye tabi kazanç oluşabilir.
Uzun dönem kiralamada ise böyle bir durum söz konusu değildir.
Araç, kiralama süresi sonunda iade edilir ve işletmenin bilançosunda herhangi bir satış kazancı oluşmaz.
Özetlemek gerekirse, şahıs firmaları için uzun dönem araç kiralama, vergisel avantajlar açısından güçlü bir alternatiftir.